BAYRAKTAR, “COVİD-19, DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE OLDUĞU GİBİ KKTC’DE DE KORKU, AYRIMCILIK VE HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜ ARTTIRDI”

Haberler

GAÜ'DEN

BAYRAKTAR, “COVİD-19, DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE OLDUĞU GİBİ KKTC’DE DE KORKU, AYRIMCILIK VE HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜ ARTTIRDI”


Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) İletişim Fakültesi Basın Yayın Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümmü Altan Bayraktar, KKTC’de Temmuz ayında yeniden artış gösteren Covid-19 vakaları ile mücadele sürecinde, sosyal medyada yaratılan bilgi kirliliğinin körüklediği panik ortamının yaratacağı tehlikeler ve asılsız haberlerle mücadele konularının önemine değindi.

Yrd. Doç. Dr. Ümmü Altan Bayraktar, bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını ile mücadelede, sosyal medyada yaşanan bilgi kirliliğinin; yalan ve yanıltıcı bilginin yayılmasının toplumda korku ve panik yarattığını, esas salgın yönetimini zorlaştırdığını ifade etti. 

“Sosyal Medyada Yer Alan Her Habere İtimat Edilmemesi Gerek”

Günlük yaşantımızda önemli bir yere sahip olan sosyal medyada yer alan her habere itimat edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Bayraktar, hemen hemen herkes tarafından kullanılan sosyal medyada kullanıcıların çok az bir kesiminin bu ortamlardaki etik ihlaller ve güvenliğe dikkat ettiğini ifade etti. 

Covid-19’un dünyanın birçok yerinde olduğu gibi KKTC’de de korku, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğü arttırdığının altını çizen Bayraktar, yanlış bilgi ve ‘nefret söylemi’ ile mücadelede KKTC’de yer alan medya kuruluşlarının katkı sağlaması gerektiğinden hareketle; herhangi bir önyargı olmaksızın doğru bir şekilde haber yaparak, propaganda kampanyaları ve resmi ayrımcılığa alet olmadan otokontrol mekanizmalarını güçlendirmelerinin önemine dikkat çekti.

Bayraktar, ‘Sosyal medya kullanıcı türevlidir. Bu nedenle hem haberin hem de bilgi veren unsurların doğruluğunun kontrolünün yapılması zordur. Bu çerçevede kullanıcılar, duydukları bir haberi doğruluğunu kontrol etmeden, araştırmadan paylaşmaktadır. Bu da bilgi kirliliğini ortaya çıkarmaktadır. Sosyal medyada asıl büyük sorumluluk kullanıcılara düşmektedir. Bu çerçevede özellikle söz konusu olan insan hayatının olduğu sağlık konulu haber içeriklerinde sosyal medyada yayılan yanlış bilgilere itibar edilmemelidir’ dedi.

“Asılsız haberler sosyal medyada hızla yayılıyor”

Enformasyon ve dezenformasyon arasındaki farkın belirsizleştiği sosyal medya ortamlarında, kaynağı bilinmeyen haberler, bilgiler, videolar ve diğer formlardaki içeriklerin düşünmeden paylaşılmaması gerekliliğinin altını çizen Bayraktar, ‘Asılsız haberler sosyal medyada hızla yayılıyor. Bu da toplumda korku ve paniğe yol açıyor. Bu asılsız bilgilerin yayılmasında, bilgiyi üretenler kadar, paylaşanların da sorumluluğu var. KKTC’de de Covid-19 ile mücadele devam ederken, paylaşılan asılsız haber içerikleri nedeniyle asıl salgın yönetimi zorlaşıyor’ dedi.

Günümüzde giderek artan sosyal medya kullanımı, toplumdaki her bireye düşüncelerini paylaşma olanağı sunarken; yalan haberlere maruz kalma, yanlış veya şüpheli bilgiyi yayma eğilimi, manipülasyon vs. sonucunda oluşan bilgi kirliliği ile mücadele etmenin önemine de dikkat çeken Bayraktar, ‘Medya okuryazarlığı alanında çalışanların sıklıkla tekrar ettiği gibi, kişilerin bu içeriklerle ilgili eleştirel bakış açısı geliştirmesi, başlıkları değil haberleri okuyarak, doğrulanmamış bilgileri paylaşmadan, bilgi kirliliğine hizmet etmeden, yeni medya okuryazarlığı becerilerini geliştirmeleri konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir’ dedi.